DAUSSILA

Arşiv Mart 20th, 2008

OLAYLARI DEGERLENDIRMEDE OLCU

Yazan: Latif UNAL

Gerek insanlar arasindaki ve gerekse yeryuzundeki olaylari “hikmet” acisindan degerlendirmekte, bazen de bazi seyleri iyi anlamak icin “zamana birakmakta” fayda vardir.
Bazen de kendi yasadigimiz ve karsi karsiya kaldigimiz olaylar vardir.
Bunlar karsisinda da, ne sadece mantigimizi dinlemeli, ne de sadece duygularimizla hareket etmeliyiz.
Cunku; olaylarin gorunen yuzu, her zaman bizim gordugumuz gibi degildir.
Bazen bizim begenmedigimiz seyler bizim icin iyi, bazende bizim hoslandigimiz seyler bizim icin kotu olabilir.
 

MANTIK MI, DUYGULAR MI ?
Insan olaylari bazen mantik penceresinden, bazen de duygu penceresinden degerlendirir.
Bir diger ifadeyle bazen mantigini, bazen de duygularini dinler.MANTIK  

Mantıgimizla hareket ettigimizde beyin, “Mantık en doğru olandır” der.
Çünkü “Mantık” duyuların elde ettiği bilgileri duygu, his, dilek, sevinc ve korkulardan bağımsız olarak tanımlar…
Çünkü “Mantık” kişiyi korumak ister ve bunun için yılmadan çalışır…
Çünkü “Mantık” belki de yaşamak için savaşma düşüncesindedir ve gerekçeleri ile beraber hep doğruyu yaptığının inancındadır.
Çünkü “Mantık” ince hesaplarla, hataya izin vermeksizin geleceği tasarlamak, bir çalışkan arı misali peteği yapmak ister.
Çünkü “Mantık” “Duygusallık”ı basitlik, ufaklık, ilkellik olarak görür, onu saçma bulur…  
Duygusalligi, uzak diyarlarda kişiye acı veren bir duygu olarak algilar.… 

DUYGULAR
Duygularımızı dinlediğimizde de beynimiz bize “Duygu doğru olanıdır” der.
Çünkü “Duygu” hayata farklı pencerelerden bakmayı sağlar, o özgür ruhdur; acısıyla dünyayı siyah gösterir, şüphesiyle sisli, intikamıyla kırmızı, mutluluğuyla daha canlı renklerde, aşkıyla pembe, ümidiyle gökyüzü mavisi…
Çünkü “Duygu” içinde türlü besinleri, vitaminleri olan doğal karışık salata gibidir; vücudun her bir zerresini besler…
Çünkü “Duygu” gözü kara sevgilidir: o “Mantık”ın kurduğu kurallara uymaz, hayatı yaşamak ister olduğu gibi, içinden geldiğince, doyasıya…
Simdi soru sudur:
Insan hangisini dinlemeli?
Bunun cevabi dengede saklıdır…
Ne sadece saf “Mantık”ın, ne de saf “Duygu”nun olduğu, ikisinin de yer yer var olduğu dengede…
Çünkü “Mantık” bizi koruyan sadık bir askerse; “Duygu” da dünyayı bütün zevkleriyle yaşatan genç bir ruhtur…
Belirsiz, seçimlerle dolu hayatımızda dünyaya bakış açımız, kimi zaman “Mantık”, kimi zaman da “Duygu” olmali.
Mantıksız davranışlardan dolayı ne zarar görelim, ne de “Duygusuz” davranışlardan dolayı hayatı zevksizce yaşayalım.
Teraziyi dengede tutabilmemiz ümidiyle.
[Hakan Aysun-Hikayeler Net]  

NASREDDIN HOCA ve CEVIZ AGACI
Gunlerden bir gun Nasreddin Hoca bir caviz agacinin govdesine sirtini dayayip, onundeki kabak tarlasina dogru bakarak otururken, derin dusuncelere dalar ve ilahi hikmeti sorgulayarak, kendi kendine soyle mirildanir:
Ya Rabbi; bu koskocaman agacta, kucuk kucuk cevizler, ama tarladaki o zayif yapraklar arasinda koskocaman kabaklari yaratmissin.
Bu biraz bana zatinin hikmetine ters geldi. Tam tersi olmali degilmiydi”
Nasreddin Hoca bu dusunceler icerisindeyken, biraz sonra dalindan kopan bir ceviz kafasina duser.
Nasreddin Hoca, tekrar kendi kendine mirildanir:
“Sozumu geri aliyorum Ya Rabbi! Sen herseyi yerli yerinde ve hikmetle yaratmissin.
Simdi bu agactan basima dusen sey, ceviz yerine kabak olsaydi, ne olurdu benim halim”  

Yazı kategorisi: Vadi Cicekleri | Yorum Yok »