Yazan: Latif UNAL
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın…
‘Nereden çıktın bu vakitte’ dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı…
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin.
İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı…
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz…
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi…
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş..
Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında onun gözlerinden yaş gelmeli…
Eger varsa boyle bir dostumuz, issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümitvar soyle bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:
‘Uzulme dostum! Bunu da aşacağız!
İmza: Bir dost!…
Yazı kategorisi: HAYATIN ICINDEN | Yorum Yok »
Yazan: Latif UNAL
Dinle oğlum, bunları sana sen uyurken söylüyorum.
Birkaç dakika önce kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen bir dalga gibi üstüme geldi.
Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Bir suçlu gibi yatağının başucuna geldim.
Küçücük elini yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış ıslak.
Neler mi düşündüm oğlum?
Sabah sabah kızmıştım.
Okula gitmek üzere giyinirken seni azarladım, çünkü yüzünü ıslak havluyla öylesine silivermiştin.
Ayakkabılarının kirli olduğunu görünce sana onları temizlettim.
Bazı eşyalarını yere attığında sana öfkeyle bağırdım.
Kahvaltı ederken bir sürü kusurunu buldum.
Yiyecekleri etrafına saçıyordun, lokmalarını çiğnemeden yutuyordun, ekmeğine çok fazla tereyağı sürmüştün.
Sen oyun oynamaya gidiyordun, bense trenime yetişmek zorundaydım.
Bana baktın elini salladın ve “Güle güle babacığım” dedin.
Ben ise kaşlarımı çattım ve “Dik dur!” dedim sana.
Akşam üzeri de durum farksızdı.
Eve gelirken seni yere çömelmiş arkadaşlarınla bilye oynarken buldum.
Çorapların yırtılmıştı. Arkadaşlarının önünde seni küçük düşürdüm ve kolundan tutup eve götürdüm.
Bu çoraplar çok pahalıydı ve giymek istiyorsan dikkatli olmalıydın.
Düşün oğlum bunları sana baban söylüyordu.
Hatırlıyor musun? Sonra çalışma odama girdin. Gözlerinde incinmiş bir ifade vardı.
Kağıtlarımın üzerinden sana baktığımda bir an için çıkmaya yeltendin.
“Ne istiyorsun?” diye bağırdım sana.
Hiçbirşey söylemeden koşup boynuma sarıldın ve beni öptün. Hem de büyük bir sevgiyle.
Sonra koşarak dışarı çıktın. Kağıdım elimden düştü. Bana neler oluyordu?
Sürekli senin hatalarını buluyordum. Seni böyle ödüllendiriyordum.
Seni sevmediğim için değil bu; senden çok şey beklediğim için.
Seni kendi çağımın değer yargılarına göre değerlendiriyorum çünkü.
Oysa ki senin pek çok güzel özelliğin var.
Kalbin öylesine yüce ki! Bu gece gelip beni öpüşün de bunu kanıtlıyor.
Bu gece başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum.
Karanlıkta, yatağının yanında diz çöktüm ve çok utanıyorum.
Bunları sana uyanıkken anlatsam da anlamazsın biliyorum.
Ama yarın gerçek bir baba olacağım.
Seninle oynayacağım.
Sen acı çektiğinde acı çekecek, sen güldüğünde güleceğim.
Dilimin ucuna kötü şeyler geldiğinde dilimi ısıracağım.
Kendi kendime sürekli, “O bir çocuk!” diyeceğim.
Ben seni büyük bir adam gibi gördüm. Oysa ki sen daha küçük bir çocuksun.
Daha dün annenin kolları arasındaydın, başını onun omzuna dayamıştın.
Ah, senden çok şey bekledim oğlum, çok şey bekledim.
Gulay GOL
Yazı kategorisi: Empati | Yorum Yok »