DAUSSILA

Arşiv Mart 29th, 2008

HAFIZA EKSERSİZLERİ

Yazan: Latif UNAL

Ters El Alıştırması
Sağ elinizi kullanıyorsanız, biraz da sol elinizi çalıştırmaya başlayın. Saçlarınızı sol elinizle tarayın veya çayınızı kaşıkla alışık olduğunuz yönün tersine karıştırın. Kalemi ters elinizle tutun. Biraz üreticiliğinizi kullanın ve daha neleri tersten yapabileceğinizi bulun. Tabii bulduklarınızı da hemen deneyin. Sonuç olarak, rutin alışkanlıklarınızı kırar ve beyninizin kullanmadığınız diğer yarısını da harekete geçirmiş olursunuz.

Çocuk Oyunu Alıştırması

İşe veya alışverişe giderken, tıpkı bir çocuk gibi merak içinde bütün duyularınızı harekete geçirin. Bakın, dokunun, dinleyin, koklayın. Çiçek açan ağacın kokusunu keşfetmeye çalışın. Fırında satılan taze ekmeklerin kokularını algılamaya çalışın. Yürüdüğünüz zeminin özelliklerini hissedin. Caddede duyduğunuz sesleri ayrıştırın. Yanınızdan geçen insanların tek tek konuşmalarını dinleyin. Evinizde gözlerinizi kapatarak bir yerlere ulaşmaya çalışın. Kısacası, duyularınızı alışık olmadığınız tarzda kullanın. Bu şekilde çok ender yaptığınız bağlantıları canlandırır, beyninizin kapasitesini arttırırsınız. Eğer bu yaptıklarınızdan zevk alır ve insan veya olayları detaylı algılamayı sürdürürseniz, hafızanız her zaman canlı kalmaya devam eder. Duyu organlarınızın ne kadar fazlasını kullanırsanız, unutmak istemedikleriniz o kadar sağlam kalır.

Harf Alıştırması
Elinize bir gazete ve bir fosforlu kalem alın. Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini çizin. Örneğin, çift ‘t’ ve ‘m’lerin üzerini işaretleyin. Bir sonraki aşamada, kelime içinde birden fazla geçen harflerin üzerini çizin. Alıştırmayı yaparken, kelimelerin üzerinde fazla düşünmeyin ve hemen işaretleyin. Böylelikle konsantrasyon gücünüzün ne kadar uyarıldığını hemen hissedeceksiniz. Başarılı olma isteğiniz ve aldığınız zevk zihnin canlanmasını arttırır.
 

Polisiye Alıştırması
‘Dün akşam şu saatte ne yaptım, neredeydim, iki saat önce ne yaptım?’ gibi, genellikle polisiye romanlarında veya filmlerinde sorulan soruları kendinize yöneltin. Ve tabii cevaplamayı da unutmayın. Bu alıştırma sonucunda yaptıklarınıza karşı dikkatinizi geliştirebilirsiniz. Ayrıca kısa hafızanızı da harekete geçirmiş olursunuz.

Yürüyüş Alıştırması
Asker yürüyüşü gibi olduğunuz yerde hareket edin. Sol bacağınızı her kaldırdığınızda, önce sağ elinizle, sonra sol elinizle dizinize dokunun. Bu esnada o kadar esnek hareket edin ki, bacağınızı indirirken, kolunuz başınızın üzerine gelecek kadar yükselmeli. Bu hareketleri birkaç kez tekrarlayın. Bunu yaparken sadece kan dolaşımınız hızlanmaz, aynı zamanda koordinasyon yeteneğiniz de artar. Böyle çaprazlama hareketlerle beyninizin her iki tarafını kullanmış olursunuz.

Ressam Alıştırması

Burnunuzun ucunda bir fırça olduğunu hayal edin. Bununla havaya en sevdiğiniz renkte yatay bir sekiz çizin. Bu hareketi gevşek ve dengeli yapın. Kendinizi ‘Leonardo da Vinci’ veya sevdiğiniz bir başka ressamın yerine koyun. Bu çizim hareketleri, yorgun zihninizi hemen canlandırır. Aynı zamanda beyni bloke eden stresi etkili biçimde yok eder.

Ajan Alıştırması

Bu alıştırmayı daha çok sokakta yapacaksınız. Çevrenizde bulunan arabaların plakalarına bakın ve plakadaki harflerden kelimeler, hatta cümleler türetmeye çalışın. Böylece, sadece sıkışık trafiğin eğlenerek çabuk geçmesini sağlamaz, aynı zamanda kelime hazinenizi geliştirir ve beyninizi canlandırırsınız. Bu alıştırma, acil plaka ezberlemeniz gerektiği durumlarda çok işinize yarayabilir.

Resim alıştırması
Bu alıştırmayla alışveriş listelerini çok kolay ezberleyebilir, hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Bunun için kalem kağıt alın ve kağıdın üzerine bir tane mum, bir kuğu, üç kollu bir kaktüs, üç yapraklı bir yonca, beş parmaklı bir el, hortumunu yukarı kaldırmış bir fil, sola dalgalanan bir bayrak, saatli bir yumurta, sapının üzerinde duran bir pipo, davul yanında duran bir adam, iki deniz feneri ve bir saat çizin. Her resim bir sayıyı sembolize ediyor. Ardından sembolleri sayılara göre ezberleyin. Örneğin, mum biri, kuğu ikiyi, kaktüs üçü ifade ediyor. Bu sıralamaya hakim olduğunuzda, sembollere aklınızda tutmanız gereken bir listeyi koyabilirsiniz. Eğer bu bir alışveriş listesiyse, mumun süt şişesinin üzerinde durduğunu, kuğunun boynunda portakal filesinin asılı olduğunu hayal edebilirsiniz. Bu alıştırmayla, zihninizde listeler oluşturmayı daha kolay başarırsınız.

Otobiyografi Alıştırması
Düşünün ki hayat hikayenizi tekrar yazmanız gerekiyor. Burada, işe gittiğiniz ilkokuldan başlayabilirsiniz. Bunun için en yakın arkadaşınızın kim, tipinin nasıl olduğunu hatırlamanız gerekiyor. Tabii sınıfınızın düzenini, görüntüsünü de. Ayrıca sınıfınızın penceresinden neler göründüğünüzü de hayalinizde canlandırmaya çalışın. Bu alıştırmayla, kişilerle ilgili hafızanızı harekete geçirirsiniz.

Hipnoz Alıştırması

Özellikle stresli anlarınızda veya kaygıya kapıldığınızda olumlu kelimelerden destek almaya bakın. Bunlarla olumsuz düşüncelerinizi yok eder, hedeflerinize daha kolay ulaşmanızı sağlarsınız. Eğer önemli bir görüşmeden önce, hafızanızın sizi yarı yolda bırakacağından korkuyorsanız, her gün gözlerinizi kapatarak kendi kendinize tekrarlayacağınız bir cümle
belirleyin. Örneğin, ‘Benim için gerekli olan her şeyi biliyorum ve çok sakinim’ cümlesini tekrarlayabilirsiniz.
Bu alıştırmada önemli olan, bunu her gün uygulamanız.

Yazı kategorisi: Genel Kültür | Yorum Yok »

RENKLER ve ETKİLERİ

Yazan: Latif UNAL

Uzmanlara göre, renkler sadece insan psikolojisini değil fizyolojisini de etkiliyor.
Iste renklerin, psikolojik ve fizyolojik etkileri:
Sarı: Psikolojik olarak olumluluk ve canlılık özellikleri var, Fizyolojik olarak sinirsel bozukluklara iyi geliyor.
Kırmızı: Psikolojik olarak uyanık ve tetikte olmayı teşvik ediyor, Fizyolojik olarak kan basıncını artırıyor ve adrenalin salgılıyor.
Mor: Psikolojik olarak İç bilinci teşvik ediyor, Fizyolojik olarak uykusuzluğa iyi geliyor.
Turuncu: Psikolojik olarak neşeyi teşvik ediyor, Fizyolojik olarak sindirim sistemi ve metabolizmaya destek oluyor.
Yeşil: Uyumlu ve dengeleyici psikolojik özelliklere sahip, Fizyolojik olarak kalp ve göğüs sorunlarını hafifletiyor.
Turkuaz: Canlandırıcı ve serinletici psikolojik özellikleri bulunmakta, Fizyolojik olarak ağrı kesici özelliği var.
Mavi: İnsan psikolojisi üzerinde barışçıl ve sakinleştici etki gösteriyor, Fiziksel olarak kan basıncını düşürüyor, boğaz sorunlarını çözüyor.
Magenta: Psikolojik olarak sevgi ve şefkat dolu bir renktir, Fiziksel olarak migren ve baş ağrılarını hafifletici etkisi bulunmaktadır.

Yazı kategorisi: Genel Kültür | 2 Yorum »

O,GUCENMIS OLMALI!

Yazan: Latif UNAL

Vaktiyle iyi yurekli, halim selim, biraz yaslica bir adam bir berbere giderek kendisini tras etmesini ve saclarini sifir numara ile kazimasini ister.
Berber adamin saclarinin yarisini kaziyip, diger tarafa tam usturayi vuracakken, uzun boylu, iri kiyim, yagiz ve bickin bir kabadayi iceri girer.
Dogruca tras olan adamin yanina giderek, basinin kazinmis kismina okkali bir tokat atar ve;
“Kalk bakalim kabak, kalk da tirasimizi olalim!” diye bagirir.
Adam hic sesini cikarmadan usulca kalkar yerinden.
Berber de korktugu icin sesini cikartamaz.
Kabadayi, adamin kalktigi koltuga oturur, berber trasa baslar.
Tras sirasinda da kabadayi devamli olarak adami asagilayip, alay etmeye devam eder;
“Kabak asagi, kabak yukari…..”
Tras biter, kabadayi dukkandan cikar.
Henuz birkac metre gitmistir ki, frenleri patlamis bir araba, yokustan asagi hizla uzerine gelerek kabadayiya carpar.
Kabadayi orada yigilir kalir. Olmustur.
Gorenler cigligi basarlar. Berber ise saskindir.
Bir bu kotu manzaraya, bir de saclarini kazidigi iyi yurekli musteriye bakar ve hafifce sorar:
- Bu ceza biraz agir olmadi mi beyefendi??..
Adam uzuntulu ve dusunceli bir sekilde cevap verir:
- Vallahi ona asla gucenmedim, hatta hakkimi da helal etmistim…
Fakat gel gor ki bu kabagin, yani bu basin da bir sahibi var. “O” gucenmis olmali!..

Yazı kategorisi: Nukteli Fıkralar | Yorum Yok »

YARALI ADAM ve ESI

Yazan: Latif UNAL

Olay İngiltere’de geçiyor:
Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış,yolda ilerlerken, bir bisikletlinin kendisine çarpması ile yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış.
Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.
Hemşireler, adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar, ama
‘biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini’ söylemişler.
Yaşlı bey huzursuzlanmış, ‘acelesi olduğunu istemediğini’ söylemiş.
Hemşireler merakla acelesinin sebebini sormuş.
Adamcağız da
‘karım huzur evinde kalıyor her sabah onunla kahvaltı etmeye giderim, geç kalmak istemiyorum’ demiş.
‘Karınızın, siz gecikince merak edeceğini düşünüyorsunuz herhalde’ demiş hemşire.
Adam üzgün bir ifade ile ‘ne yazık ki karım Alzheimer hastası ve benim kim olduğumu bilmiyor’ demiş.
Hemşireler hayretle ‘madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz’ demişler.
Adam buruk bir sesle ‘ama ben onun kim olduğunu biliyorum’ demiş.

Yazı kategorisi: Insanlik Suuru ve Sorumluluk Duygusu | Yorum Yok »

EVLENMEDEN ONCE KONUSUN

Yazan: Latif UNAL

Her evlilik yeni bir başlangıçtır. Ancak yaptığınız pembe başlangıcın bir kabusa dönüşmemesi için, eşinizle bazı konuları önceden konuşmalısınız…
Onunla tıpatıp aynı olmanıza imkan yok. Yıllardır belli alışkanlıklarla yaşamış bir insandan birden bire değişmesini, sizin istediğiniz gibi hareket etmesini bekleyemezsiniz.
Bu gerçeği evlenmeden önce kabul edin. Bu yüzden karşınızdaki insanı iyice inceleyin ve ancak onun size uymayan huylarını kabul edip, bunlarla yaşayabileceğinizi düşünüyorsanız “evet” deyin.
Öte yandan, onunla tartışmanız gereken ve asagida orneklerini verdigimiz diğer konular olacaktır. Bunlari da onceden netlestirin:

Para:
Evlendikten sonra artık ortak bir bütçeniz olacaktır. Ancak para harcama alışkanlıklarınız birbirinizinkine uymayabilir.
Bu yüzden dikkat etmeniz gereken noktalar vardır.
Eğer çalışmayacaksanız, eşiniz size günlük ev harcamalarının dışında da para bırakmalıdır.
Ayrıca çalışmamanız paranın kontrolünün eşinizde olmasını gerektirmez. İlerki planlarınız için, örneğin ev almak, taksit ödemek gibi, sizin de paranızın ne durumda olduğundan haberdar olmanız gerekir.
Eğer siz de çalışacaksanız, her ikiniz de kazandığınız parayı ortak bir hesaba yatırabilirsiniz.
Ancak kendiniz için para biriktirmek gibi bir niyetiniz varsa, her ikiniz için özel bir hesap açtırıp, her ay buraya belli bir miktarda para yatırabilir ve kalanı, ortak hesaba aktarabilirsiniz. Ortak hesaptan yapacağınız harcamalarıysa birbirinize haber vermenizde fayda vardır.

İş bölümü:
Bu konuyu önceden konuşmalı, sizin ütü yapıp, yemek hazırlamak için değil bir yuva kurmak için onunla evlendiğinizin altını çizmelisiniz.
Şüphesiz çalışmayıp, ev kadını olmayı tercih ettiğiniz takdirde ev işlerinin büyük sorumluluğu sizde olacaktır. Ama bu, müstakbel eşinizin size kesinlikle yardım etmeyeceği anlamına gelmez.

Çocuklar:
Henüz çocuk dunyaya getirmeye hazır olmadığınızı düşünebilir, bu yüzden beklemek isteyebilirsiniz. 
Öte yandan eşiniz sizinle hemfikir olmayabilir. Bu durumu da önceden çözmeniz gerekir. 

Aile:
Aileler ve çevreler, ilişkinin yürüyüp yürümemesindeki en büyük etkendir.
Eğer taraflardan biri ailesine fazlasıyla bağlıysa diğeri bu durumdan rahatsız olabilir.
Örneğin eşinizin annesi sürekli gelip, sizin ortak yaşamınıza müdahele ediyorsa, ikilemler yaşanacaktır.
Bu yüzden evlenmeden önce bu konuya değinmeli, ikinizin de hoşlanacağı bir yol bulmalısınız.

Çalışmak:
Birçok kadın, eşi izin vermediği için istediği halde çalışamıyor. Bu yüzden bu konuyu da evlenmeden önce netleştirmelisiniz.
Eğer çalışıyorsanız, evlendikten ve çocuklarınız doğduktan sonra da iş hayatınızı sürdürebileceğinizi evleceginiz kisiye net bir biçimde anlatmalısınız.
Çalışma hayatınız yoksa bile, ona istediğiniz takdirde çalışabileceğinizi belirtmelisiniz.

ailem.com

Yazı kategorisi: Genel Kültür | Yorum Yok »

SUFFE ASHABI ve GÜNÜMÜZ

Yazan: Latif UNAL

Tarih boyunca bir kısım insanların diğerlerini beğenmediği ve küçümsediği,
bazılarının kendini dev aynasında ve ayricalikli gördüğu dönemler her zaman olmuştur.
Kendilerini üstun görenler, diğerlerinı devamlı küçümsemış ve hakir gormüşlerdir.
Halbuki onemli olan insanların birbirleri hakkında ne dusundukleri değil, Allah’ın onlar hakkında ne düşündüğüdur.
Fakat inançla hareket edenler bu durumlarda daima Allah’a güvenmiş, O’na yönelmiş ve  bunları aşmasını bilmişlerdir.
Bu kısa girişten sonra konunun daha iyi anlaşılması icin, önce Hz.Peygamber dönemindeki Suffe Ashabına bir göz atmak, günümüzde cereyan eden, ülkemizi ve milletimizi meşgul eden olayları, insanları ve toplulukları bu perspektiften bir kere daha değerlendirmenizi arzu ediyorum.
Suffe Ashabı;dünyada kaçırdıkları fırsatlara üzülmeyen,
tam tersine ahirette kazanacakları mükafatları düşünerek sevinen,
göşteristen uzak ve mütevazi bir hayat yaşayan,
aileye ve dünya malına bel bağlamayan,
dünya işlerinin kendilerini Allah’ı anmaktan alıkoymadığı,
az bulunan aziz insanlardan oluşan,
iyilik ve doğruluğu tercih eden bir topluluktur.  
Bunlar sayıları belli olmayan,
yanlarına gelen misafirlerle coğalan, onlar gidince azalan,
ihtiyaç içinde olmalarina rağmen fedakarliktan asla kaçınmayan,
sahip olduğu herşeyi başkalarıyla paylaşmaktan zevk alan,
maddi sıkıntı icinde olsalar bile bunu hissettirmeyen
ve hiç bir zaman hallerinden şikayet etmeyen insanlardı.
Suffe Ashabı;
kendi dönemlerinin en asil ve şerefli ailelerinin çocukları olmalarına rağmen mescidin yanındaki yatılı bölmede kalır,
orada yer-içer ve vakitlerini devamlı ilim öğrenmekle geçirirlerdi.
Hz.Peygamber akşam yemekleri icin onları iki, üç veya dörderli grublar halinde, hali vakti biraz yerinde olan diğer müslümanların evlerine gönderirdi.
Birgün Hz Peygamber yanlarina gelerek onlara “geceyi nasıl geçirdiniz ve nasıl sabahladınız?” diye sordu:
Onlar da ac ve doğru dürüst bir yiyecekleri olmamasına rağmen “hayır ve güzellik icinde sabahladık” dediler.
Bunun üzerine Hz.Peygamber;
“Öyle bir dönem gelecek ki; bazılarınız zengin olacak ve zengin olduğu icin sevinecek” buyurdu.
Suffe Ashabı bunu duyunca endişeye düserek, “Ya Rasülallah! Bu olaylar yine biz müsluman olarak yaşarken mi olacak?” dediler.
Hz.Peygamber’de “Evet!” deyince, Suffe Ashabı;
“Eğer birgün biz zengin olursak; birçok köleyi esirlikten kurtarır ve ihtiyacı olan insanlara da bağışda bulunuruz” dediler.
Bunun üzerine Hz.Peygamber; “Hayır! Sizin şu anki durumunuz o zamandan daha hayırlı!
Size birgün zenginlik geldiğinde bir haset ve kıskançlik çukuruna düşecek, birbirinize düşman kesileceksiniz” buyurdu.
Devir böyle giderken, kendilerini o günün elit tabakasi ve ileri gelenleri olarak gören bazıları Hz.Peygamber’in yanına geldiler. O esnada Hz.Peygamberin Suffe Ashabı ile beraber olduğunu ve onlarla sohbet ettigini görünce; hem onlara hakaret ettiler, hem de onlarla beraber aynı ortamda bulunmak istemedikleri icin Hz.Peygamber’e;
“Eğer bizim senin yanında olmamızı ve sana destek vermemizi istiyorsan; onları yanından uzaklaştırıp, bizim istediğimiz insanlardan oluşacak bir meclis kurmalısın.
Cünkü biz bu ülkenin ileri gelenleri olarak senin yanına geldiğimizde; bu avam tabakasıyla beraber olmak istemiyoruz.
Eğer bu teklifimizi kabul edersen; buna dair bir belge yaz ve imzalayarak bize ver” dediler.
Hz.Peygamber bu teklife ne cevap vereceğini düşünürken, Hz.Cebrail su ayeti getirdi:
“Sabah akşam Allah’ın hoşnutluğunu arayarak yalvarıp yakaranları yanından kovma!
Yoksa zalimlerden olursun!” [En’am,6/52]
Hz.Peygamber bu ayet geldikten sonra, derhal Suffe Ashabını yanına cağırdı, onlara selam verdi, yanlarına yaklasti ve iyice sokuldu ve onlarla dizdize, gözgöze oldu.
Bu sefer Allah[cc] tekrar şu ayeti göndererek konuyu iyice pekistirdi:
“Sabah akşam Rablerine dua edip, O’nun rızasını arayanlarla beraber sabret ve onlarla beraber ol! 
Dünya hayatının cazibesine aldanarak gözlerini sakin onlardan ayırma!

Kalbi Allah’ı anmaktan gafil, kötü arzularının esiri ve işi gücü aşırılık olan kimselere de boyun eğme! [Kahf.18/28]

Latif UNAL/Mart 2008

Yazı kategorisi: Denemeler | Yorum Yok »