SUFFE ASHABI ve GÜNÜMÜZ
Yazan: Latif UNAL
Tarih boyunca bir kısım insanların diğerlerini beğenmediği ve küçümsediği,
bazılarının kendini dev aynasında ve ayricalikli gördüğu dönemler her zaman olmuştur.
Kendilerini üstun görenler, diğerlerinı devamlı küçümsemış ve hakir gormüşlerdir.
Halbuki onemli olan insanların birbirleri hakkında ne dusundukleri değil, Allah’ın onlar hakkında ne düşündüğüdur.
Fakat inançla hareket edenler bu durumlarda daima Allah’a güvenmiş, O’na yönelmiş ve bunları aşmasını bilmişlerdir.
Bu kısa girişten sonra konunun daha iyi anlaşılması icin, önce Hz.Peygamber dönemindeki Suffe Ashabına bir göz atmak, günümüzde cereyan eden, ülkemizi ve milletimizi meşgul eden olayları, insanları ve toplulukları bu perspektiften bir kere daha değerlendirmenizi arzu ediyorum.
Suffe Ashabı;dünyada kaçırdıkları fırsatlara üzülmeyen,
tam tersine ahirette kazanacakları mükafatları düşünerek sevinen,
göşteristen uzak ve mütevazi bir hayat yaşayan,
aileye ve dünya malına bel bağlamayan,
dünya işlerinin kendilerini Allah’ı anmaktan alıkoymadığı,
az bulunan aziz insanlardan oluşan,
iyilik ve doğruluğu tercih eden bir topluluktur.
Bunlar sayıları belli olmayan,
yanlarına gelen misafirlerle coğalan, onlar gidince azalan,
ihtiyaç içinde olmalarina rağmen fedakarliktan asla kaçınmayan,
sahip olduğu herşeyi başkalarıyla paylaşmaktan zevk alan,
maddi sıkıntı icinde olsalar bile bunu hissettirmeyen
ve hiç bir zaman hallerinden şikayet etmeyen insanlardı.
Suffe Ashabı;
kendi dönemlerinin en asil ve şerefli ailelerinin çocukları olmalarına rağmen mescidin yanındaki yatılı bölmede kalır,
orada yer-içer ve vakitlerini devamlı ilim öğrenmekle geçirirlerdi.
Hz.Peygamber akşam yemekleri icin onları iki, üç veya dörderli grublar halinde, hali vakti biraz yerinde olan diğer müslümanların evlerine gönderirdi.
Birgün Hz Peygamber yanlarina gelerek onlara “geceyi nasıl geçirdiniz ve nasıl sabahladınız?” diye sordu:
Onlar da ac ve doğru dürüst bir yiyecekleri olmamasına rağmen “hayır ve güzellik icinde sabahladık” dediler.
Bunun üzerine Hz.Peygamber;
“Öyle bir dönem gelecek ki; bazılarınız zengin olacak ve zengin olduğu icin sevinecek” buyurdu.
Suffe Ashabı bunu duyunca endişeye düserek, “Ya Rasülallah! Bu olaylar yine biz müsluman olarak yaşarken mi olacak?” dediler.
Hz.Peygamber’de “Evet!” deyince, Suffe Ashabı;
“Eğer birgün biz zengin olursak; birçok köleyi esirlikten kurtarır ve ihtiyacı olan insanlara da bağışda bulunuruz” dediler.
Bunun üzerine Hz.Peygamber; “Hayır! Sizin şu anki durumunuz o zamandan daha hayırlı!
Size birgün zenginlik geldiğinde bir haset ve kıskançlik çukuruna düşecek, birbirinize düşman kesileceksiniz” buyurdu.
Devir böyle giderken, kendilerini o günün elit tabakasi ve ileri gelenleri olarak gören bazıları Hz.Peygamber’in yanına geldiler. O esnada Hz.Peygamberin Suffe Ashabı ile beraber olduğunu ve onlarla sohbet ettigini görünce; hem onlara hakaret ettiler, hem de onlarla beraber aynı ortamda bulunmak istemedikleri icin Hz.Peygamber’e;
“Eğer bizim senin yanında olmamızı ve sana destek vermemizi istiyorsan; onları yanından uzaklaştırıp, bizim istediğimiz insanlardan oluşacak bir meclis kurmalısın.
Cünkü biz bu ülkenin ileri gelenleri olarak senin yanına geldiğimizde; bu avam tabakasıyla beraber olmak istemiyoruz.
Eğer bu teklifimizi kabul edersen; buna dair bir belge yaz ve imzalayarak bize ver” dediler.
Hz.Peygamber bu teklife ne cevap vereceğini düşünürken, Hz.Cebrail su ayeti getirdi:
“Sabah akşam Allah’ın hoşnutluğunu arayarak yalvarıp yakaranları yanından kovma!
Yoksa zalimlerden olursun!” [En’am,6/52]
Hz.Peygamber bu ayet geldikten sonra, derhal Suffe Ashabını yanına cağırdı, onlara selam verdi, yanlarına yaklasti ve iyice sokuldu ve onlarla dizdize, gözgöze oldu.
Bu sefer Allah[cc] tekrar şu ayeti göndererek konuyu iyice pekistirdi:
“Sabah akşam Rablerine dua edip, O’nun rızasını arayanlarla beraber sabret ve onlarla beraber ol!
Dünya hayatının cazibesine aldanarak gözlerini sakin onlardan ayırma!
Latif UNAL/Mart 2008