DAUSSILA

Arşiv Nisan 24th, 2008

TEKRARLANAN TARIH

Yazan: Latif UNAL

Osmanli Padisahi III.Selim’in goreve getirdigi Seyhulislam Ataullah Efendi ve Sadaret Kaymakami [Mustesar] Kose Musa, kurulacak yeni ve modern orduyu [Nizam-i Cedid] istemedikleri halde, padisaha yaranmak icin istiyor gibi davraniyorlardi.
Bir taraftanda gizliden gizliye alternatif olarak ellerinde tuttuklari Sehzade Mustafa ile irtibatlarini devam ettiriyorlardi.
Diger taraftan Yeniceriler ise; Avrupai tarzda kurulacak modern yeni orduyu istemiyor, bu yeni orduyla birlikte eski pozisyonlarini kaybedeceklerinden ve bazi haklarinin kisitlanacagindan endise ediyorlardi.
I
s cevreleri de yeni ordunun finansmani icin konulan vergilerden dolayi III.Selim’e karsi cephe almislardi.
Padisah III. Selim ise; yenilikleri yurutecek ve olup bitenleri degerlendirebilecek nitelikli ve guclu bir kadroya sahip degildi.
Boyle bir ortamda Kose Musa, Bogazlardan sorumlu bakan Raif Mahmut Pasa’yi, Rumeli Kavagi’ndaki Yenicerilerin yeni orduya baglanmalarini ve yeni ordunun elbiselerini giymelerini teblig icin gorevlendirdi. [25 Mayis 1807]
Ama  diger taraftanda gizlice ve bir baskasiyla da yenicerilere ‘Yeni Ordunun elbiselerini giyerseniz dinden cikarsiniz, giymezseniz ordudan atilacaksiniz. Belki de olduruleceksiniz!” diye uyararak  ve bu kararinda Padisah tarafindan alindigina dair haber gondererek onlari Padisaha karsi kiskirtti.
Bu haberi alan Yeniceri’ler de “Biz bu elbiseleri giymek istemiyoruz” diyerek ayaklandilar, Raif Mahmut Pasa’yi oldurduler ve Kabakci Mustafa’yi da kendilerine Lider olarak sectiler.
Arkasindan Padisah III. Selim’e Nizam-i Cedid’i kaldirttilar ve daha sonra da Ataullah Efendi’den  fetva alarak onu tahttan indirdiler.
Simdi burada sorulmasi gereken sorular sunlar:
Bu olaylar size tanidik geliyormu  veya bu tip sahislari bir yerlerden taniyormusunuz?
Buraya kadar yazilanlar sadece gecmiste kalmis olaylar ve tarihten bir kesitmi?. 
Veya bu tur olaylar degisik versiyonlarla her donemde tekrar ediyormu? 
Iste bu sorularin cevabini bulmak icin, oncelikle yine bazi sorularla o gunku olaylarla gunumuzun bir karsilastirmasini yapalim.
1-Padisahin en yakininda gorev yaptigi halde el altindan ona ihanet eden ve saray disi cevrelerle irtibat halinde olan Kose Musa’lar gibi; bugunde el altindan bir kisim cevreleri fitneleyen ve gizli irtibatlar kuran siyasiler varmidir?.
2-Yeniliklere karsi cikan ve engellemek icin fetva veren  o gunun Seyhulislamlari gibi,  bugunde hukuk disi isler yapan, hukuk disi islere goz yuman  ve siyasi pozisyon alan hukukcular varmidir?.
3-Menfaatlerimiz elden gidecek endisesiyle Sarayin yaptigi herseye isyan eden ve her turlu provakasyona acik Yeniceriler gibi, bugunde ayni sekilde devamli sokaklara dokulen  burokratlar, akademisyenler, isciler, memurlar ve her turlu devlet gorevlisi varmidir?
4-Olaganustu durumlar icin kenarda yedek olarak bekleyen veya bekletilen Sehzade Mustafa’lar gibi, bugunde olaganustu hallerden meded uman ve hic secim kazanamayan basarisiz siyasetciler varmidir?
5-Ulkenin ilerlemesi icin gerekli yenilik ve gelismelerden ziyade kendi verecekleri vergileri dusunen ve sirf bunun icin Padidah’a muhalefet eden o gunun is cevreleri gibi, bugunde devletle olan butun munasebetlerini sirf kendi cikarlari cercevesinde yuruten is cevreleri varmidir?
Eger ”vardir” diyorsaniz; o zaman butun bu davranislari bugun sergileyen ve devletin zaaflarindan istifade etmeye calisanlar kimlerdir diye sormak ve dusunmek gerekir.
Evet! Onlar, her firsatta gecmisi kotuleyip ”Padisahlik gitti, Cumhuriyet geldi”  diye bayram eden, kotuledikleri donemin cok kotu bir taklidinden oteye gecmeyen cevrelerdir.
Yani 

siyasi, sosyal ve demokratik her turlu reformu engelleyen, sadece kisisel menfaatlerini dusunen, cag disi kalmis materyalist dusuncelerini israrla devam ettiren, universiteleri, iscileri ve memurlari milli menfaatlerin aleyhine orgutleyen, hukumetlere is yaptirmamak icin lazim olan hukuksal fetvalari almayi aliskanlik haline getiren ve bu fetvalari cok rahatlikla verebilecek hukukculari yetistiren cevrelerdir.

Latif UNAL/Nisan 2008

Yazı kategorisi: DENEMELER | Yorum Yok »

SA’D B.EBI VAKKAS

Yazan: Latif UNAL

Sa’d b. Ebi Vakkas, Ibn-i Omer, Ibn-i Mes’ud ve Ammar b. Yasir gibi bazi sahabeler biraraya gelmis ve ortaya cikan fitnelerden konusuyorlardi.
Sa’d: “Bana sorarsaniz, ben evimde oturacagim ve fitneye karismayacagim” dedi.
Diger sahabeler ise kendisine;
“Savasmayacakmisin? Halbuki sen su istisare heyetine katilanlardan ve baskalarindan bu ise daha layiksin” dediler.
Sa’d ise onlara tekrar;
Bana iki agzi, iki dili ve iki dudagi olan, mumini kafirden ayirabilen bir kilic vermediginiz takdirde savasmam.
Evet! Ben cihad meydanlarinda da bulundum ve Cihad’i iyi bilirim. Fakat bu is, Cihad’a benzemiyor” diye cevap verdi.

Yazı kategorisi: PORTRELER | Yorum Yok »