DAUSSILA

Arşiv 'FIKIR MEYDANI' Kategori


IKI MEDENIYET

Yazan: Latif UNAL

Aydinlarin genellikle dustugu hatalardan birisi, Islam Medeniyeti ile Bati Medeniyetini karsilastirmak, her iki medeniyetin birbirinden ustun olan taraflarini bulmaya calismaktir.

Halbuki yapilmasi gereken husus, hangi medeniyetin ustun oldugunu bulmaya calismak yerine, her iki medeniyetin kendine has ozelliklerini ortaya koymaktir.

Meseleye bu acidan baktigimizda, Bati medeniyetinin bir “bilim” medeniyeti, Islam Medeniyetinin de  bir “sanat, etik ve estetik” medeniyeti oldugunu goruruz.

Cunku dunya ve esya karsisinda Bati medeniyeti, “Bu nedir?” diye, Islam medeniyeti ise; “Bu benim ne isime yarar?” diye sorar.

Dolayisiyle Bati Medeniyeti bilimde cok ileri giderken, Islam Medeniyeti de sanat, etik ve estetik yonunden cok ileri gitmistir.

Bati dunyasi bugun Ibn-i Arabiyi, Farabiyi, Ibn-i Haldun’u, Ibn-i Rusd’u ve Mevlana’yi asabilmis degildir.
Estetik acidan Mimaride, Hat Sanatinda, Siirde Islam Dunyasinin ulastigi noktaya Bati Dunyasi bugun ulasamamistir.

Cumhuriyet doneminde aydinlarimiz bu tarihi birikimi terkedip tamamiyle Bati’ya yonelince, ne bu gelenek devam ettirilebildi, ne de Bati Dunyasindaki bir Kant ve Hegel yetistirilebildi.

Hilmi YAVUZ 

Yazı kategorisi: FIKIR MEYDANI | Yorum Yok »

KUANTUM FIZIGI

Yazan: Latif UNAL

Besyuz yil kadar once, Ortacag’in sonu ve Aydinlanma Cagi’nin ilk isaretleri:

Aristoyu kaynak edinen Kopernik, Kepler, Galileo ve Newton’la devam eden bir dizi bulus ve kesifler donemi.

Sonuc:
Semavi dinlerin dunya ve kainatin isleyisine iliskin aciklamalarini reddeden,

dogrularin vahy ve akil yurutme yoluyla degil, gozlem, olcum ve deneyler sonucu belirlenebilecegi ilkesini

kesin olarak benimseyen surecin baslamasi.

“Newton Fizigi” ifade edilen bu goruse gore,
Kainat ve Dunya;
belirli kurallara gore isleyen,

her olayin, bir takim sebeblerin kacinilmaz sonucu oldugu [Determinizm]

basi ve sonu belli “mekanik” bir sistemdir.    

Yani Aristo’nun dogrusal mantiginin kurallarina tabi olan bu goruse gore;

Dunya, bir “ya-ya” dunyasidir.

Bir sey ya dogrudur, ya yanlistir. Ya siyahtir, ya da beyazdir.

Hem dogru, hem yanlis olamaz
Cunku bilmsel yontemle tesbit edilen “dogru” tektir.

Ve “dogru’nun tek oldugu” bu dunya gorusu zamanla “toplum muhendisligi” olgusunu yureklendirdi.

Ideolojiler keskinlesti ve gri alanlar yok sayildi.

Egitim, kesin kararlar veren mekanik bir huviyete burundu.

Birinci Aydinlanma’ donemi diye ifade edilen bu  “mekanize kainat gorusu”, 1920’lerde, “isikla” ilgili yeni bulgularin ortaya cikmasiyla sarsildi.

O yillara kadar ya “cisimcik” lerden, ya da “dalga boylari” indan olustugu soylenen isigin, Aristo mantiginin “ya-ya da” kuralina uymadigi,
tam tersine
“hem dalga serilerinden, hemde cisimciklerden “ olustugu [ Kuantum Fizigi] anlasildi.   

Bu bulus, klasik bilim dunyasinin “dogru tektir” anlayisini altust etti.

Siyah-beyazci Newton fiziginin aksine, Kuantum Fizigi;

“Hicbir sey kesin degil, hicbir sey imkansiz degildir” ve ”Kesinlik ve tek dogru diye birsey yoktur” diyordu.

Albert Einstein’in; “Matematik kesin oldugunda gercegi yansitmaz, gercegi yansittiginda ise kesin degildir”
tesbitiyle birlikte “Kuantum Fizigi Devrimi” reddedilemez bir olusum haline geldi.

Bu teori, Fizikci Erwin Schodinger’in, “Schrodinger’in Kedisi” diye anilan unlu deneyiyle iyice tanindi.

Artik bu teori, hayatin her alanini etkilemeye basladi.
Cunku Newton fiziginde; “sunu soyle etkilersen, su sonucu alirsin” denilmesine ragmen,
Kuantum Fizigi; deniz dalgalarindan girdaplara, borsa hareketlerinden insan topluluklarinin davranislarina kadar ongorulemeyen bircok dinamik sisteme anlam kazandiran bir paradigma haline geldi

Boylelikle bu teori ile Toplum Muhendisligi’de islevini yitirdi ve; 

367 komiklikleri ve maskaraliklari, E-Muhtiralar, Anlamsiz yasaklar, bir topluma islememeye ve topluma dikilen tum elbiseler dar gelmeye basladi..

Artik onceden yapilan planlar, beklenmedik sonuclar dogurabiliyor,

Evde yapilan hesaplar, artik gercekten carsiya uymuyor.

Ve artik bu Literature “Kelebek Etkisi” olarak girmis durumda.

Yani buna gore; Turkiye’nin herhangi bir yerinde kanat cirpan bir kelebek,

Bir sure sonra Istanbul’da, Ankara’da veya baska bir yerde firtinaya sebeb olabilir.

Ve artik Kuantum Fizigi ile, “Ates olsa curmu kadar yer yakar” ifadesi de gecerliligini yitirmis durumda.

Hem sevindirici, hem de korkutucu da olsa, bu teori hayatin ta kendisi gibi.

Alev ALATLI

Yazı kategorisi: FIKIR MEYDANI | Yorum Yok »

POLEMIK

Yazan: Latif UNAL

Polemik, asli “Polemikosh” olan Yunan’ca bir kelime.
Polemikosh, savas demek.
Fransizca’ya 1584’de “Chanson Polemique”, savas sarkisi olarak girmis.
Turk Dil Kurumu sozlugunde “acik tartisma” ,
Meydan-Larausse ise “oldukca sert nitelikte kalem tartismasi” diye belirtiliyor.
Bize de Tanzimat’la beraber girmis.
Polemik, irfanimizi istila eden, sisli ve bulanik sozlerden biri.
Polemik’e “zekalarin savasi” diyorlar. Zekalar birbiriyle savasmaz ki.
Olsa olsa, eski dusunceyi yok etmek isteyen yeni dusuncenin savasidir.

Cemil MERIC

Yazı kategorisi: FIKIR MEYDANI | Yorum Yok »

DUSUNCE BIR KOPRU

Yazan: Latif UNAL

Dusunce supheyle baslar ve dusunce tezatlariyla butundur.
Daragacina kadar tekrarlayacagim tek hakikat:her dusunceye saygi.

Zit fikirlere kulaklarimizi tikamak, kendimizi hataya mahkum etmek degilmidir?

Dusunce bir kopru: kildan ince, kilictan keskin…

Kalabaliklar gecemez uzerinden.

Ulkeler asirlarca habersiz yasamis birbirinden.

Kitalar birbirini tanimamis ve kapali birbirine.

Yalniz kitalar mi?
Ayni mahalledeki insanlar birbirine yabanci.

Her ev mechule giden bir kompartiman,

Icinde tesadufen biraraya gelmis uc bes yolcu.

Cemil MERIC

Yazı kategorisi: FIKIR MEYDANI | Yorum Yok »

DÜŞÜNCE ADAMI

Yazan: Latif UNAL

Düsünce adamı bir zümrenin emir kulu değildir.
Hic bir merkezden talimat almaz.
Ama tarihe ve kucağında yaşadığı topluma angajedir.

Vatandaş olarak vazifeleri vardır:
Yani belli savaşları kabul etmesi, belli tehlikeleri göze alması lazımdır.
Bir devrin şuuru olmak zorundadır o.
Başka vazifesi:
bütün hakikatleri yoklamak,
bütün yalanların maskesini yırtmak,
ve kalabalıklara doğruyu göstermektir.
O bazen yangın kulesindeki nöbetci olacaktır,
bazende engine açılan bir geminin kılavuzu.
Sokakta insanlar boğazlanırken, düşüncenin asaletine sığınarak, elini kolunu bağlamak, düşünceye ihanettir.

Cemil MERIC

Yazı kategorisi: FIKIR MEYDANI | Yorum Yok »

HAREKET ve DUSUNCE

Yazan: Latif UNAL

Hareket bir ic hali, disa yayilmak uzere icimizde aniden dogan bir kuvvettir.
O, ferdi iradenin adeta bir ozeti gibidir.

Insan, kendini ve esyayi hareket ederek tanir.

Her gercek bilgi, aslinda hareketin meyvesi olan bir inanctir.

Bu inanc, insanda daha yuksek bir hareketin dogmasina yol acar.

Gitgide genisleyen hareket, evrensellik kazanir.

Ve yapilan her harekette de ahlakiligin damgasi vardir.

Cunku, ahlaklilik, isteyerek yapilan hareketle baslar.

Bu baglamda denilebilir ki; “hareket bizatihi iyiliktir”. 

Dusunce, hareketin bir ifadesi oldugu ve insanin dilemesi de hem hareketi, hem de dusunceyi tayin ettigi icin,
Irade; ruhi ve ahlaki hayatin ortak beslendigi bir kaynak haline gelir.

Ruhi hayat bir hareket iradesinden dogar ve dogduktan sonra da bu iradeyi aydinlatir.

 

Maurice BLONDEL

Yazı kategorisi: FIKIR MEYDANI | Yorum Yok »

SECULARISM

Yazan: Latif UNAL

Latince “Saecularis” ten gelen,
Kilise ve kiliseye dair seylerle degil, dunya ve dunyevi islere,
Kutsal ve dini degil, icinde yasanilan zamana ait dunyevi konulara adanmislik anlamina geliyor.
Secularism’in Turkce karsiligi “dunyevilik”.
Dunyeviler, Isa’nin hakkini Isa’ya, Sezar’in hakkini Sezar’a vermek,
Din kokenli dunya gorusunun, devlet islerini yonlendirmemesini isteyenler.
Yani;
1-Kilisenin mallarini halka devretmek,
2-Manastir yeminlerini ve kurallarini dunya islerinde gecersiz kilmak,
3-Ruhban sinifina ozel itibar ve otorite saglamak,
4-Sivillesmeye yonelmek isteyenler.
Simdi bu durumda, ulkemize bakarmisiniz?
Bir ulke ki; inanc acisindan;
1-Camilerinin ne mali var, ne mulku!
2-Ne mektepli ruhban sinifi, ne manastiri ve ne de kesisi var!
3-Hapse atilmis bir tek Galileo’su yok.
Ekonomi acisindan;
1-Kul hakkini her seyden ustun tutan,
2-Iscinin hakkini alninin teri kurumadan odeyen,
3-Ahi’likten gelme bir gelenekle, tapon mali cope atan,
4-Karin helal olmayanini reddeden,
5-Insan ve toplum icin yapilan hayir islerini, sadaka-i cariye kabul eden bir dini
   ve ondan suzulen bir ticari anlayisi benimseyen bir halka sahip.
Peki, o zaman bizdeki kavga neyin kavgasi?
Bu kavga;
1-Mektepli ruhban sinifinin somurusunden kurtulmanin yolunun “Hiristiyan” dogmasindan kurtulmaktan gectigine karar veren,
2-Aydinlanma entellektuelllerine ozenmekten veya onlari koru korune taklit etmekten kaynaklanan bir kavga. 
Kisacasi “kraldan fazla kralci olma” veya “laz ucarda kaz ucmazmi?” mantigi.
Aslinda durum bir atasozuyle ve bir espriyle aciklanamiyacak kadar ciddi.
Ortada oyle asiri ve gozu donmusluk hali var ki;
O, ozendikleri ve yillarca yuzumuzu donduk dedikleri,
Her seyiyle taklit ederek butun kanunlarini bu ulkeye uyarladiklari Avrupa, su anda itiraz edip,
“yanlis yapiyorsunuz, biz boyle dusunmuyoruz” diyor,
bizimkiler ise;“hayir biz dogru yapiyoruz, ayrica siz bizim icislerimize karisamazsiniz” diyerek Avrupa’nin temsilcilerine itiraz ediyorlar.
Bu durumda insan ister istemez supheye dusuyor ve akla su soru geliyor.
Bu anlayisi surdurenler acaba hangi ulkenin ve hangi medeniyetin cocuklari?
Cunku;
Bin yillik bir gelenege yabancilar ve ulkenin cogunluguna hic benzemiyorlar.
Simdiye kadar dayattiklari Avrupa degerlerini reddediyorlar.
Kendi halkina zulmediyor ve onlarin degerlerini hice sayiyorlar.
O zaman bu akla ve mantiga sigmayan cinnet halinin baska bir izahi olmali!
Iste o konuda beni asiyor.

Alev ALATLI

Yazı kategorisi: FIKIR MEYDANI | Yorum Yok »

LAIK ve LAIKLIK

Yazan: Latif UNAL

Laik ve Laiklik, Bunlar Türkiye’nin başına çorap ören iki kelime.

Frenk armudu gibi;

Kimi tatlısına malzeme yapıyor, kimi de limonlu salatasına.

Latince’de “Laicus”, Yunanca da “Laikos” dan gelen,
“Lai” diye bir kelime var ve “avam” anlamına geliyor.
Kime göre avam?
Rahipler ve ruhban sınıfına göre.

“Lai” ya da günümüzdeki yazılışıyla “Lay”,  meslekten olmayana denir.

Batı’da bunu kullanırken “lay ministry”, yani “alaylı papazlık” anlamında kullanırlar.
Yani mektepli olmayan papazlık.

Bu durumda, Avrupa’dan gelen bu kelimeyi doğru kullanacaksak;

Laik olmak demek, “mektepsiz papazlık” tan yana olmak demektir.

Bunun bir anlamı yokmu?
Elbette var, başta Katolik olmak üzere Hıristiyan ülkelerde var.

Batı’da 1800’lu yıllara kadar ülkelerin yönetimi “mektepli papazlar” ın elindeydi.

Sadece yönetim değil, bütün mal varlıkları, köleler, maliye, hazine, ordu ne varsa.

Hal böyle olunca, Türkiye’de Laik olmak, eksantrik bir tercih olmuyormu?


Alev ALATLI

Yazı kategorisi: FIKIR MEYDANI | Yorum Yok »

SAG ve SOL

Yazan: Latif UNAL

Sağ ve sol..anladım ki; bu iki kelime,
aynı anlayışsızlığın, aynı kinlerin, aynı cehaletin ifadesidir.
Camur, ama Batı’dan ithal edilmiş.

Fransız ihtilaliyle ortaya çıktılar.

Kralın sağında oturanlar sağcı, solundakiler solcu.

Sağla sol, Doğu’yla Batı gibi kaypak iki kavram.
Bu anlaşmasına imkan olmayan iki düşman arasında münzevi aydın hareketini nasıl ayarlayacak?

Cünkü bunlar hakikati kapamaya yarayan uydurmaca mefhumlardır.
Bilhassa sosyal sınıflara ayrılmamıs bir ülkede sağcı solcu ne demek?

Sağ okumuyor.
Sol diyalogdan kaçıyor, küskün.

Pamuk ipliğinden biraz daha sağlam tek bağ: düşünce birliği.
O da rüzgarın her an tehdid ettiği bir kandil.
Düşünce birliği, düşünen insanlar arasında olur.

Cemil MERIC

Yazı kategorisi: FIKIR MEYDANI | Yorum Yok »

İDEOLOJİ

Yazan: Latif UNAL

Kaosu kosmos yapan insan zekasi, tecrubelerini ideolojilerde sergilemis.
Ideolojiye dusmanlik, tek Izm’e teslimiyet demektir.
Karanlikta kavga olmaz ve istemesek de onlara muhtaciz.
Cunku Ideolojiler, ucurumlari aydinlatan hirsiz fenerleridir.
Ve yine Ideolojiler, siyaset dunyasinin haritalaridir.
Haritasiz denize acilinir mi?
Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kilavuz olamaz.
Pusulaya da ihtiyac var.
Pusula: Suur.
Tarih suuru, Milliyet suuru, Kisilik suuru.
Ideolojilerin pesine takilanlar ise; pusulasizdirlar.
Ve ideolojilerin isigina goz yumanlari da “Slogan” lar yonetir.
Slogan ise, karanlik kinlerin birbirine saldirttigi cilgin surulerin savas cigligidir.

 

Cemil MERİC

Yazı kategorisi: FIKIR MEYDANI | Yorum Yok »