Besyuz yil kadar once, Ortacag’in sonu ve Aydinlanma Cagi’nin ilk isaretleri:
Aristoyu kaynak edinen Kopernik, Kepler, Galileo ve Newton’la devam eden bir dizi bulus ve kesifler donemi.
Sonuc:
Semavi dinlerin dunya ve kainatin isleyisine iliskin aciklamalarini reddeden,
dogrularin vahy ve akil yurutme yoluyla degil, gozlem, olcum ve deneyler sonucu belirlenebilecegi ilkesini
kesin olarak benimseyen surecin baslamasi.
“Newton Fizigi” ifade edilen bu goruse gore,
Kainat ve Dunya;
belirli kurallara gore isleyen,
her olayin, bir takim sebeblerin kacinilmaz sonucu oldugu [Determinizm]
basi ve sonu belli “mekanik” bir sistemdir.
Yani Aristo’nun dogrusal mantiginin kurallarina tabi olan bu goruse gore;
Dunya, bir “ya-ya” dunyasidir.
Bir sey ya dogrudur, ya yanlistir. Ya siyahtir, ya da beyazdir.
Hem dogru, hem yanlis olamaz
Cunku bilmsel yontemle tesbit edilen “dogru” tektir.
Ve “dogru’nun tek oldugu” bu dunya gorusu zamanla “toplum muhendisligi” olgusunu yureklendirdi.
Ideolojiler keskinlesti ve gri alanlar yok sayildi.
Egitim, kesin kararlar veren mekanik bir huviyete burundu.
Birinci Aydinlanma’ donemi diye ifade edilen bu “mekanize kainat gorusu”, 1920’lerde, “isikla” ilgili yeni bulgularin ortaya cikmasiyla sarsildi.
O yillara kadar ya “cisimcik” lerden, ya da “dalga boylari” indan olustugu soylenen isigin, Aristo mantiginin “ya-ya da” kuralina uymadigi,
tam tersine
“hem dalga serilerinden, hemde cisimciklerden “ olustugu [ Kuantum Fizigi] anlasildi.
Bu bulus, klasik bilim dunyasinin “dogru tektir” anlayisini altust etti.
Siyah-beyazci Newton fiziginin aksine, Kuantum Fizigi;
“Hicbir sey kesin degil, hicbir sey imkansiz degildir” ve ”Kesinlik ve tek dogru diye birsey yoktur” diyordu.
Albert Einstein’in; “Matematik kesin oldugunda gercegi yansitmaz, gercegi yansittiginda ise kesin degildir”
tesbitiyle birlikte “Kuantum Fizigi Devrimi” reddedilemez bir olusum haline geldi.
Bu teori, Fizikci Erwin Schodinger’in, “Schrodinger’in Kedisi” diye anilan unlu deneyiyle iyice tanindi.
Artik bu teori, hayatin her alanini etkilemeye basladi.
Cunku Newton fiziginde; “sunu soyle etkilersen, su sonucu alirsin” denilmesine ragmen,
Kuantum Fizigi; deniz dalgalarindan girdaplara, borsa hareketlerinden insan topluluklarinin davranislarina kadar ongorulemeyen bircok dinamik sisteme anlam kazandiran bir paradigma haline geldi
Boylelikle bu teori ile Toplum Muhendisligi’de islevini yitirdi ve;
367 komiklikleri ve maskaraliklari, E-Muhtiralar, Anlamsiz yasaklar, bir topluma islememeye ve topluma dikilen tum elbiseler dar gelmeye basladi..
Artik onceden yapilan planlar, beklenmedik sonuclar dogurabiliyor,
Evde yapilan hesaplar, artik gercekten carsiya uymuyor.
Ve artik bu Literature “Kelebek Etkisi” olarak girmis durumda.
Yani buna gore; Turkiye’nin herhangi bir yerinde kanat cirpan bir kelebek,
Bir sure sonra Istanbul’da, Ankara’da veya baska bir yerde firtinaya sebeb olabilir.
Ve artik Kuantum Fizigi ile, “Ates olsa curmu kadar yer yakar” ifadesi de gecerliligini yitirmis durumda.
Hem sevindirici, hem de korkutucu da olsa, bu teori hayatin ta kendisi gibi.
Alev ALATLI